
Bütün bir yıl boyunca emek verilen bağlardaki üzümlerin toplanmasını yani bağbozumunu kutlamak için her yıl Eylül ayının başında düzenlenen geleneksel bir festivaldir. Bu yıl Bağ Bozumu Festivali 3-4 Eylül 2010 tarihinde yapılacaktır.
Adanın bağlarında hep birlikte yapılan bağbozumundan sonra toplanıp Ada merkezine getirilen üzümler, meydanda davul-zurna eşliğinde coşkulu bir şekilde karşılanır ve festival başlar.
Gündüzleri bağlarda çalışan halk ve adayı ziyaret eden turistler akşamları kale içindeki etkinlikleri seyretmek için bir araya gelir. Konserler dışında çeşitli gösteriler, sergiler, söyleşiler ada hayatına renk katar. Bağbozumu Festivali adayı ziyaret edilecek en güzel dönemlerden biridir.

BAĞ BOZUMU
Bozcaada'da bağ bozumuydu hasadın adı. Bozmak aslında yapmak, üretmek, alın terinin payı, bağcının bayramıydı her bağ bozumu zamanı. Aslında bağ bozumu derken yapıcı bir bereketin ve umutların yükseldiği ve bir yılın semeresi değilmiydi bağcıların yüreğinde?Bağ bozumu bağcının dügünü, nevruzu, hazzı ve umutları değil midir?Kimbilir ne umutlar ile dikti ataları o cansız çubukları, iyi dilekler ile, dualar ile .Bıraktılar toprağa ve örttüler üzerini bir bebeği örter gibi.Yüreğindeki umut ateşini. Belkide geleceğini.Doğaya bereket ve zenğinlik katan asmaların yapraklarının liflerine yüklemedilermi ki alın terinin kutsal çiğ taneciklerini.Bağ bozumu gelin karşılanır gibi karşılanır, yüreklere umutlar yükleyerek.Bağcının harmanı gibidir ve bağ bozumu başlar.Gelinlik kızların çeyiz parası yüklenir, asma yaprağın kehlibar sarısı mücevherlerine.Sabahın erken saatlerinde, güneşin sıcaklığı, şefkati geceden kalma çiğ taneciklerini sarar, hasret ile.Isıtır toprağı olmamış korukları .Üzümler kesilir türkülerle ağıtlar ile ustaların önüne dizilir..Her usta hali ruh iyesini yansıtır, dikdörtgen kasaların içine yüreğindeki Sevdalarını koyar, itina ile süsler bir gelini süsler gibi .Bağ bozumunun salkımlarının altın sarısı renklerinin, diğer bir güzelliği de yaza merhaba demesidir.Ayazma'nın buz gibi suları ile, ateş böceklerinin doğaya kumsallardaki ayak izlerine seslenişidir.
Efsaneler canlanır Bozcaada'da. Yılda bir kez de olsa, evler, oteller, pansiyonlar süslenir. Yeşilin ve denizin kucaklaşması belki de hasret dolu kucaklaşmasıdır bedenlerde. Umut ile bekleşir dostlar, bolluğun bereketin payını almak için, çabalar boşa gitmesin diye.
Farklı üzümler, farklı zamanlarda kesilse de. Farklı anlamlar, farklı lezzetler sunsa da damak tadımıza, hep aynı kalır asmanın, kütüğün adı .
Bozcaada'da bağ bozumuydu yazın adı.Oysa geride bıraktık kaç kere hep dedik ki; yenisene daha iyi bakacağız asmalara.
Bu sene Allah bereket versin diye temenniler yükledik, hayal kırıklıklarımızın çelişki dolu ezikliğine. Hep özledik Kaf dağının arkasındaki baharları ve bereket dolu eski günleri.Bağ bozumları hep yükledi yüreğimize çelişki ,de olsa keşkelerimizi.
Başımıza gelince gördük bağlarımızın ve emeklerimizin tükenmişliğini, bir o kadar da çaresizliğini. Aslında biz adalılar bağ kütüğü dik kel ile bağ motorları ve eski anılar arasında gidip gelmedik mi?
Kısacası dostlar; eskiden bağlarımızı kendi ellerimizle yapamasak da, en azından takip ederdik.Şimdi ise emanet ediyoruz. Emanet, bazen yaşamda bizleri zor durumda bırakıyor.,
Bozcada'mızdaki bağlarımızı da her ne kadar isyan etsek de bizler tüketmedik mi ? Önce öz değerlerimize ve sembolleşmiş isimlere sahip çıkıp, koruyacağız .Bozcaada'nın her şey den önce sembolleşmiş, kehribar sarısı mücevheri olan üzümlerine de sahip çıkalım, çıkalım ki, çocuklarımız bizler gibi eskiyi, geçmişi özlemesinler .Öyle bir miras bırakalım ki geleceği ve ileriyi hedeflesinler .Eee ne diyelim dostlar; gün olaaa, harman ola...
LÜTFÜ KOYUNCU
Bozcaada40@hotmail.com
|